Down Sendromluluların tek farkı + 1 kromozom

Mutluluğun formülünü çözerek doğan çocuklar onlar!

Bugünkü yazımı bir çoğunuzun, nedir bu +1 kromozom? dediğini düşünerek yazıyorum. Bazılarımızın umurunda olmayan, bazılarının ise hayatına dokunup fark yaratan, onları neşeli kılan ve daha çok sevmeye iten bir farklılık için kaleme alıyorum. Ama tüm bunlardan önce size bir soru yöneltmek istiyorum; duygusal açıdan çevremizdeki insanlardan ne bekleriz?

Maddi olan her şeyden soyutlanarak düşünün. Doğamız gereği insanların bizleri karşılıksız sevmelerini,sarılmalarını, saf ve temiz duygularla yaklaşmalarını isteriz. Peki çevremizi ve insanları bizler ne kadar sevebiliriz, ne kadar kucak açabiliriz ? Onlar insanları ve dünyayı dünyalar kadar sevebilirler. Bizlerden yalnızca +1 farkla ayırılan down sendromlu bireyler duygularını saklamazlar, sevgilerini karşılıksız tertemiz gösterirler. Mutluluğun formülünü çözerek doğan çocuklar onlar! Öyle ki sevgilerini sarılarak, yüzünüzü okşayarak, sizlere güzel şeyler söyleyerek ve yaptıklarınızı taklit ederek gösteren masum, temiz bireyler.

İnsanları sadece severek mutlu etmek kolay bir şey değil, sadece sarılmak yeterli olmuyor bazen… Bireysel haklarımız bir yana her bir birey için, onların hakları için de çabalamak gerekiyor kimi zaman.

Ulusal Down sendromlular derneğinin 2 yıllık üyesi olarak, öyle güzel insanlar, aileler tanıdım ve arkadaşlıklar edindim ki, her ailenin gözündeki umudu her down sendromlu bireyin gözündeki yaşam ışıltısını derinden hissetim. Konu down sendromlu bireyler olunca biraz duygusal oluyorum nedense, çünkü hayatımda bu kadar şeffaf ve koşulsuz seven insanlar bulmam çok zor. Tek istedikleri onlara sarılmanız ve sevginizi göstermeniz.

Çocukken bir çoğumuz gibi yaklaşamazdım onlara korkardım, asıl yakınlaşınca anladım ne kadar zararsız ve sevecen olduklarını. Elbet rahatsızlanıyorlar huzursuz oluyorlar tepkileri sert olabiliyor. Hangimiz sinirlenince sakin olabiliyoruz ki sizi bilmem ama ben olamıyorum   Tepki vererek, korkarak değil sevgiyle telkinle çok daha sevecen oluyorlar.

Derneğimizin yıl sonu yemeğinde 4 yaşında çok tatlı down sendromlu bir çocukla karşılaştım. Ailesiyle sohbet ettiğimde onlara ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını sordum, onlarda başlarından geçen ufak bir anıyı anlattılar. Yemeğe gelmeden önce çocuklu bir kadın yanlarına gelip bebeği sevmek istemiş, down sendromlu olduğunu görünce aileye bizi ısırır mı? diye sormuş ailede hayır tüm aşıları tam ısırmaz demiş ve terslemiş.Gerçekten soruyu sorduğuma da pişman oldum, cevap veremedim… Toplum ve birey olarak önemli bir problemimiz var. O da empati kuramamak, az bilmek çok konuşmak, araştırmamak ve insanları tanımadan ön yargılarımızdan kocaman bir duvar örmek!

İtiraf etmeliyim ki, bu yazıyı kaleme alırken tek bir şey düşündüm…Siz siz olun sevgiyi yanınızdan ayırmayın, –Başkaları için değilse bile kendiniz için– insanları hor görmeyin, empati kurun inanın gün gelir kendinizi sevmeyi bile unutursunuz !
Tüm sorunlarımızı, ön yargılarımızı empati yaparak yenebiliriz! empati yapmanız dileği ile..
Sadece dernek değil kocaman bir aile olan Ulusal Down Sendromu derneğine başardığı işler için sonsuz teşekkürler.

 

Slice Pizza Pizza kurumsal dergisinin 3. sayısında yayınlanmış yazımdır..

Caner Babataş

Az bilmek için, çok okumak gereklidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir