Okumanız gereken 5 kişisel gelişim kitabı

Kişisel gelişim kitaplarının okunmasına beyaz yakalıların caka satması, boş zamanlarını boş işlerle değerlendirmesi der kimileri. ( Dediler 😀 ) Aslında herkesin okuduğu türler farklı olabilir, olmalı da zaten. Ancak bu ara ara kişisel gelişim kitapları okumanız gerekliliğinin önüne geçmiyor.

Bu sebeple iş ve özel hayatımda bana yoldaş olan düşüncelerimi değiştiren kitapların olduğunu söylemem gerekli. Bu birbirinden özel  kitapları aşağıda bulabilirsiniz.

Peynirimi Kim Kaptı ?

30 dk içinde bitireceğiniz sizde güzel etkiler bırakacak, birçok beyaz yakalı çalışanın hayatını değiştiren banada direktörümün hediyesi olan kendisi ufak etkisi büyük olan efsane kitaptır. Okuyun okutturun efendim. 

Konu: Peynirimi Kim Kaptı? değişimle ilgili tüm gerçekleri; kahramanları bir labirentte karınlarını doyuracak “Peynir”i arayan dört sevimli karakter olan bir öyküyle anlatıyor. Peynir, elde etmeye çalıştığımız isteklerimizin simgesi. Labirent ise, bu isteklerimizin peşine düştüğümüz yeri temsil ediyor. Öyküde kahramanlar hiç beklemedikleri değişikliklerle yüz yüze geliyorlar. Tıpkı gerçek yaşamdaki milyonlarca insan gibi. Bu yüzden kitap okuyucularına bir gün mutlaka yararlanacakları dersler veriyor; değişime kolayca uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

.

Simyacı

Çok satanlar listesinden düşmeyen Paulo Coelho’nun başyapıtı. Kitap çok akıcı ve merak uyandırıcı risk almayı, cesaret etmeyi ve sonunda başarılı olmayı Santiago’nun hikayesi ile çok güzel anlatmış.

Konu: Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının öyküsü. Ama aynı zamanda bir “nasihatnâme”; “Yazgına nasıl egemen olacaksın? Mutluluğunu nasıl kuracaksın?” gibi sorulara yanıt arayan bir yaşam ve ahlak kılavuzu. Mistik bir peri masalına benzeyen bu romanın, dünyanın dört bir yanında bunca sevilmesinin gizi, kuşkusuz bu kılavuzluk niteliğinden kaynaklanıyor.

Simyacı‘yı okumak, herkes daha uykudayken şafak vakti uyanıp, güneşin doğuşunu izlemeye benziyor.

.

Ayı, Kaplan, Ejderha

Giriş kısmı biraz monoton ve sıkıcı bu sebeple önyargılı yaklaşmanıza neden olabilir. Ancak okudukça olay örgüsünün çok güzel işlendiğini göreceksiniz. Zamana ayak uydurmayı, yaşadığımız sorunlara nasıl bakmamız gerektiğini,  başarının bize bağlı olduğunu, içimizdeki çatışmaya nasıl son vereceğimizi çok güzel anlatmış. Ben kimim? Ne yapmalıyım? Hayattaki amacım nedir? sorunlarına yanıt alacağınız güzel bir kitap.

Konu: İçimizde üç hayvan yaşar: ayı, kaplan ve ejderha.

Ayı, duygularımızı yönetir ve bize sevme yetisi verir; kaplan, hareketlerimizi kontrol eder ve varlıklar dünyasında hedeflerimize ulaşmamızı sağlar; ejderha ise gökyüzünden hayatımızı izler ve bize anlam katacak amacı görmemizi sağlar.

Onların varlıklarını inkâr edersek dengenin yolunu tıkayan üç büyük kötülüğe yani korku, stres ve boşluk hissine yol açan sürekli bir mücadeleye sürükleniriz. Fakat bu üçlünün farkına vardığımızda her şey değişir. Elimize, hayatımızı yoluna sokacak üç büyük güç geçer.

.

Ikigai

Japon kültüründeki uzun ve mutlu yaşamın sırlarını anlatan güzel bir kitap. Yıllardır anime izlediğim için japon kültürüne ayrı bir sempatim bulunmakta. Dikkatimi çeken yeme düzenim, değiştirmeme sebep olan güzel bir kitap okuyun okutturun efendim 🙂

Konu:Uluslararası çok satan bir rehber olan Ikigai’yle her gününüz bir anlam kazansın. Japonlar herkesin bir ikigaisi olduğuna inanır, her sabah yataktan kalkmaları için bir sebepleri vardır. İlham verici ve rahatlatıcı bu kitap sizlere kendi ikigainizi keşfetmeniz için gerekli tüm bilgileri veriyor. Aceleci davranmamanızı, hayat gayenizi keşfetmenizi, ilişkilerinizi canlandırmanızı ve kendinizi tutkularınıza adamanızı sağlıyor.

.

.

)

Martı Jonathan

Sınırlarınızı nasıl aşacağınızı, hayallerinize engel olan toplum baskısı ile nasıl başa çıkacağınızı  Martı Jonathan’ın hikayesi ile öğrenin.

Konu: Durgun denizin minik dalgacıkları üzerinde, güneşin altın gibi ışıldadığı pırıl pırıl bir sabahtı.

Sahilden bir mil uzaklıkta, denizi kucaklarcasına ilerleyen bir balıkçı teknesi, martılara kahvaltı zamanının geldiğini haber veriyordu. Binlerce martı, bir lokma yiyecek için mücadeleye girişmişti bile. İşte zor bir gün daha başlıyordu.

Az bilmek için, çok okumak gereklidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir